| | Korkmaz İlkorur
26 Aralık 2004 günü Hint Okyanusu''nda yaşanan ve 200,000''den fazla can alan tsunami felaketinin dünya sigorta ve reasürans sektörüne getireceği yükün ne olacağı konusunda daha kesin bir tahmin yok. Ama, böylesine büyük bir felaketin bu sektörlerin ''felaketi'' olarak nitelendirilebilecek bir yükünün olacağı tahmin edilmiyor. Nasıl olur diyeceksiniz. Ama, böyle. Zira, son yüzyılın en tahripkar doğal faciasının olduğu bölge, ne yazık ki, dünyanın en fakir bölgelerinden biri. Böyle olunca da elementer sigortaya tabi olacak çok fazla kıymetli bir değer yoktu. Şüphesiz en kıymetli değer insan hayatıdır. Bu faciada çok insan ölmüştür ama, ne yazık ki, o bölgenin insanları hayat sigortası yaptıramayacak kadar fakirler. Öyle gözüküyor ki, dünya sigorta ve reasürans sektörü bu tsunami felaketini büyük bir yara almadan atlatacağa benziyor. Ama, sektör her zaman bu kadar şanslı olmayabilir. Yakın geçmişte de zaten şanslı değildi. Artan terörizm ve doğal afetler ile asbest davalarının aleyhte sonuçlanması sektöre önemli bir darbe vurdu. Bir de bunun üstüne dünya hisse senedi piyasalarındaki çöküş gelince özellikle reasürans şirketleri olmak üzere sektör ciddi hasarlar vermeye başladı. Şirketlerin kredi notları düştü, özvarlıklarını büyük boyutlarda artırmak zorunda kaldılar ve bazı büyük reasürans şirketleri piyasadan çekildi. Bir şey kesin. Sigorta ve reasürans sektörünün karşı karşıya olduğu riskler büyük ölçüde değişiyor. Her ne kadar büyük ve geçmişleri olan şirketlerin iyi bir risk değerlendirme tecrübeleri olsa da, risklerin türü ve yapısı değişiyor ve bunların başını terörizm, doğal afetler, SARS gibi hızlı yayılan hastalıkların neden olduğu riskler ile hızla gelişen teknolojinin getirdiği, hatta piyasaların ve regülasyonların içerdiği riskler teşkil ediyor. (1) Bu risklerin sigorta edilmeleri büyük paraları ve de sigorta maliyet ve fayda analizleri konusunda ''kafa değişikliğini'' gerektireceği gibi, bu risklerin zarara dönüşmesi halinde ödenecek miktarlar akıl almaz boyutlara gelecek. Bakınız şimdi: Yalnızca 2004 yılında, dünya sigorta sektörü, son tsunami felaketi hariç olmak üzere, 300 doğal ve insanoğlunun neden olduğu facia yaşadı. Bu facialarda 21 bin kişi öldü ve 100 milyar dolar hasar meydana geldi. Bu zararın beşte ikisi, yani 20 milyar dolar, sigorta şirketleri ve onları sigortalayan reasürans şirketleri tarafından karşılanacak (2). Yani, sigorta işi zorlaşacak, daha fazla sermayeye ihtiyaç duyulacak. Biz de ise, Türkiye ekonomisi açısından bankacılık sektörü kadar önemli olan sigorta ve reasürans sektörü hâlâ çekici gücü ''kaza sigortası'' olan, bankacılık sektörü ile kıyaslandığında derli toplu bir düzenlemesi ve düzenleyicisi olmayan ve giderek uluslararası normlardan uzaklaşan, en azından o normlara uyumlu hale gelmekte zorlanan bir sektördür. Sektör yıllardan beri firmalarının ve düzenleyici kapasitedeki Hazine Müsteşarlığı''nın gayreti ile gitmektedir. Ama nereye kadar böyle gider? 26 Ocak 2005 tarihli Dünya gazetesinde Türkiye Sigorta, Reasürans Şirketleri Birliği Başkanı Sayın Cahit Nomer ile yapılan bir sohbet bunun artık ''eski usul'' gitmeyeceğine işaret etmektedir. Zira, anlaşılmaktadır ki, sektörün düşündüğü düzenleyiciye uygun değildir; düzenleyicinin düşündüğü sektöre uygun değildir. Sektörün sesini duyurmak ile görevli birlik de, öyle anlaşılmaktadır ki, ''kimseye yaranamamaktadır''. Bize kalırsa, Türkiye sigorta ve reasürans sektörü de Türkiye''nin tipik bir hastalığının kurbanı olmaktadır. O hastalık da düzenleme yapma sürecinin gereklerini layıkıyla yerine getirmemekten başka bir şey değildir. Önce sektörün düzenleyicisinin düzenlenmesi, sonra araştırma ve ilgili taraflarla bağımsız ve objektif bir danışma içinde yeni bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Bunları hızla yapabilirsek, hem sigorta sektöründe bankacılıkta yaşadığımıza benzer bir çözülmeyi önleriz, hem de dünya sigorta ve reasürans sektörünün karşısında olduğu yeni sorunlar ile uğraşabilecek idari ve sektörel kapasiteyi yaratabiliriz. Aksi? İşimiz zor olur. (1) Daha fazla bilgi için bakınız: ''Emerging Risks in the 21st Century - An Agenda for Action'', OECD Yayınları, 2003 (2) Wall Street Journal
Kaynak : Radikalgazetei
|