| | Sigorta Şirketleri Ateşle Oynuyor
Sigorta sektöründe, hiçbir teknik ve istatistiki bilgiye dayanılmadan yapılan kıyasıya fiyat indirme politikası ve ekonomik şartların getirdiği zorluklar, bazı sigorta şirketlerimizin günü kurtarmak amacıyla verdiği "mümkün değil" fiyatlar nedeniyle rekabet boyutunu aşarak, haksız rekabet tavanına çarpmıştır.
Bazı sigorta şirketleri teknik kârlılık sorununu çözmek için uygulamaları gereken taban fiyatları göz ardı etmekle kalmayıp acente aracılığıyla düzenlenecek poliçelerde "uygulanması mümkün değil" söylemini kullandıkları fiyatları, kendi merkezlerinden düzenlenen poliçelerde uygulama yoluna gitmektedirler.
Kısaca, sözü geçen bazı sigorta şirketleri, sorunları ileriki yıllara aktarmakta ve mevcut sigortalıları birbirlerinden kapmaya çalışarak, fiyatlarını "mümkün değil" sınırlarına düşürmektedir. Aynı sigorta şirketleri hasar maliyetlerini göz ardı ederek, fiyat kırmak suretiyle sektörde var olan poliçeleri kendi şirketlerine kaydırmaya çalışmakta ve sektörün büyümesini engellemektedir. Ancak, bu durum gelecekteki hasarların ne şekilde karşılanabileceği hususunda yıllarını bu sektöre vermiş, yaşam alanını sigorta sektöründe oluşturmuş, biz acenteleri çok rahatsız etmektedir. Zira sigorta şirketleri sermaye kurumları olmaları yanında, en önemlisi de güven müesseseleridir.
Güven duygusu oluşturmaktan uzak, aksine güvensizlik yaratan bu uygulamalarla son günlerde daha sık karşılaşmaktayız. İsimlerini zikretmek istemediğimiz bazı sigorta şirketleri ateşle oynamaktadırlar. İş kapabilmek anlamında hasar maliyetlerini dahi karşılamaktan yoksun fiyatların yanında, verilen tekliflerde acente komisyonlarını iskonto etmek suretiyle fiyat indirimine gitmektedirler. Bu husus, verilen teklifte özel iskonto olarak adlandırılmaktadır. İlgili şirketle yapmış olduğumuz görüşmelerde, sigortalılardan, teklifte belirtilen şartlarla ve fakat bir acenteden poliçe tanzim edilmesi hususunda yetki belgesi gelirse, ne gibi yol izleneceği, yetki belgesini getiren acenteye de teklifte belirtilen iskontonun dışında ayrıca komisyon verilip verilmeyeceği sorulduğunda, ilgili şirket yöneticisi ayrıca bir komisyon tahakkukunun yapılamayacağını belirtmiştir. Aynı şirket yetkilisi, böyle bir durumun oluşumunda ilgili şirketin acentesiyle haksız rekabet yapmış olduğunu ve bu hususun da kendilerine çok ciddi zararlar verebileceğinin bilincinde olduklarını söylemiştir. Böyle bir riske girmenin doğru olup olmadığı sorulduğunda ise "Evet doğru değil. Ama diğer şirketler de bizim işlerimize aynı şekilde teklif veriyorlar" diye cevap vermiştir.
Bu tür uygulamalar hiç doğru olmayıp, biz acenteler ile sigorta şirketlerini karşı karşıya getirir. Bu durum sektörün ürettiği primin yüzde 76 gibi önemli bir bölümünü üreten acentelerin arzu etmediği kısır çekişmeyi de beraberinde getirir. Sigorta şirketi ve acenteler arasında yaşanacak haksız rekabet, sektörü olduğu kadar hizmeti aksatılacak tüketiciyi de olumsuz etkileyecektir. İçerisinde bulunduğumuz ekonomik konjonktürde, zor günleri aşmak anlamında bu tür çekişmelerin yarar sağlamayacağına, aksine, sektör çalışanlarının birbirlerine hoşgörüyle yaklaşması suretiyle bu zor günleri aşmamızın mümkün olduğuna inanmaktayız. Sektörün kendi organlarıyla kendi içinde haksız rekabete girmesi, bir çeşit intihar olacaktır.
Çok çirkin bir haksız rekabet içerisinde bulunduğumuzun herkesçe bilinmesi ve bu hususlarla ilgili gerekli tedbirleri sigorta sektörünün tüm oyuncularının, öncelikli olarak devletin, yani Hazine Müsteşarlığı''nın, Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği''nin, tüm acente derneklerinin, ticaret odaları meslek komitelerinin vs. ile tüm tüketici derneklerinin alması gerektiğine inanmaktayız.
Sigortacılık yasası üzerinde ciddi çalışmaların yapıldığı şu günlerde, birileri çıkıp bu tür yanlışların yasanın çıkmamasından kaynaklandığını söyleyecektir. Oysa bu tür etik olmayan, sektöre zarar verecek uygulamalar insan faktöründen kaynaklanmaktadır. Yapılan yanlışın neden, niçin yapıldığından ziyade doğru olup olmadığı tartışılmalıdır. Pazarda farklılık, ürün ve hizmeti sunuşta kurumsal felsefeler olmalıdır. Sigorta şirketlerinin felsefesi ise, en yüksek kalitede hizmeti sürekli kılmak olmalıdır. Çünkü onu diğerlerinden ayıran özellik bu olacaktır. Sigortacılıktaki tutarlılık, ilkelerin belirlenmesi ve korunmasındaki özenle kazanılır. İlkeli ve sorumlu anlayışı benimseyen bir kurum olunmalıdır. Kanaatimce, gerek sigorta şirketleri, gerek acenteler ve gerekse Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği attığı her adımın sorumluluğunu taşımalıdır. Çünkü bu tür aymazlıkların artık yürümediği, kimsenin bir diğerinden bir şeyi çok fazla gizli tutamayacağı ve insanların mutlaka doğruyu bulacağı kesindir.
Unutmayalım ki 21. yüzyılda en büyük güç, sorumluluk bilinci olacaktır.
Levent Korkut Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı ve sigorta acentesi
|