Bankaların peş peşe batması sigorta şirketlerine olan güveni de sarstı
Bankaların batması, finans sektörü içinde yer alan sigorta şirketlerini olumsuz etkileri. Bazı sigorta firmalarının da iflasını açıklaması, sektörde güven bunalımına yol açtı. Sigortacılar, kaybettikleri müşterileri kazanmak için harekete geçti.
Hortumlanan bankalar ve iflas eden bazı sigorta şirketleri sebebiyle ‘güven’ sorunu yaşayan sigorta şirketleri, yıpranan imajlarını yenilemeye çalışıyor. Firmalar, batık bankaların ekonomiye yüklediği 46 milyarlık maliyetin 37 milyar dolarının vatandaşın cebinden çıkacak olmasının, finans sektörü içinde yer alan sigorta şirketlerine güveni zedelediğini kaydediyor. Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Buminhan Akın, Akdeniz, Emek, Universal, Bayındır, EGS ve Kapital gibi sigorta şirketlerinin iflas kararı alması ve bankaların batmasının vatandaşın sigorta şirketlerine mesafeli durmasına yol açtığını belirtiyor. Akın, özellikle son iki yıldır ekonominin düzelmesi ile birlikte sigorta şirketlerine güvenin yeniden oluşmaya başladığı görüşünde. Akın, “Eğer iflas kararı alan sigorta şirketleri ve batan bankalar olmasaydı Türkiye 5 yıl sonrası için hedeflediği 10 milyar dolarlık fon büyüklüğüne çoktan ulaşmıştı.” diyor. Sigorta şirketleri, 2006’yı patlama yılı olarak ilan etti. Geçen yıl fon büyüklüğünün 3,5 milyar olduğunu vurgulayan firmaların beklentisi bu rakamın 2004 sonu itibarıyla 5 milyar dolara çıkması.
Işık Sigorta Genel Müdürü Recep Koçak, güvensizlik sebebiyle kriz döneminde sektörde toplanan prim miktarında büyük bir düşüş yaşandığına dikkat çekiyor. Koçak, özellikle son bir yılda ekonomide istikrar sonucu sektörde gözle görülür bir büyüme yaşandığını ve daha çok satıldığını belirtiyor. Işık Sigorta’nın, geçen yılın ilk dokuz ayına oranla bu yıl yüzde 41, sektörün ise yüzde 37 oranında büyüme kaydettiği bilgisini veren Koçak, “Pazar önümüzdeki yıl için hedeflenen 6 milyar dolarlık fon büyüklüğüne ulaşmakta zorlanmayacak.” tahmininde bulunuyor. Kriz öncesinde 35 dolar olan kişi başı prim üretimi, 2001 krizi ile 21 dolara kadar geriledi. Bu rakam, 2002’de 35, geçen yıl ise 50 dolara çıktı. Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Dr. Dilek Özer, konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor. Özer, sigortacılık sisteminin Türkiye’de beklentileri tam olarak karşılayamamasını, Türk kültüründeki dayanışma ve kardeşlik duygusunun yüksekliğine bağlıyor. Sigortacılığın bir ülkede tutunmasında risk ihtiyacının yüksekliğinin etkili olduğunu vurgulayan Özer, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Sigortacılığın İngiltere’de büyük talep görmesinin sebebi deniz ticaretinin getirdiği riskler. Türkiye’de birinin başına bir şey gelmesi durumunda bir başkası o kişiyi tanımasa dahi yardımcı oluyor. Zarar gören aynı aileden ise tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Türk halkı bunu çok iyi bildiği için sigortacılığa biraz mesafeli duruyor.” Türkiye Ekonomi Bankası Sigorta Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Akbaygil ise sigortacılığın gelişememesi konusunda Türkiye’deki hukuk sistemini suçluyor. Akbaygil, hukuk sisteminin bir an önce sigortacılık sektörünü geliştirecek seviyeye getirilmesini istiyor.
Hazine Müsteşarlığı Sigortacılık Genel Müdür Vekili Dr. Ahmet Genç, sigortacılık pazarının yurtdışı ülkeler seviyesine yükselmesi için yeni sigorta sistemlerinin geliştirilmesini öneriyor. Genç, sisteme dahil edilmesi planlanan mesleki risk sigortalarının önümüzdeki yılın sonuna kadar uygulamaya geçebileceğini söylüyor.
‘Şirketler müşteriyi kaçırdı’
Türkiye Sigorta Acenteleri Federasyonu Genel Başkanı Levent Ergün ise insanların özel sigorta yaptırmamalarının sebepleri arasında sosyal ve ekonomik gerekçelerin yanı sıra sigorta şirketlerinin bugüne kadar yaptıkları olumsuz uygulamaların da etkisi olduğunu kaydediyor. 5-6 yıl öncesine kadar insanların, zararlarını sigortadan karşılarken çeşitli sıkıntılarla karşılaştıklarını hatırlatan Ergün, “Kötü hizmetler sebebiyle insanlarda özel sigortaya karşı bir soğukluk oluştu. Ancak, zaman içinde sektör düzeliyor. Sorunlu olan şirketler sistem dışına çıktı. Kalan şirketlerin çoğu tazminat ödemelerinde sigortalının lehine düşünüp karar verebiliyor. Rekabetin olduğu bir ortamda bunun bütün şirketlere yayılacağını düşünüyorum.” diyor.
21.11.2004 Ercan Baysal İstanbul |